ÖNEMLİ
HASTALIKLAR
Çocuklarda en sık rastladığımız
hastalıklar hakkında burada özet bilgi vermek istedim
daha ayrıntılı bilgilere Çarşamba yazılarım bölümünden
ulaşabilirisiniz.
ÇOCUKLARDA EN SIK GÖRÜLEN
HASTALIKLAR
Üst solunum yolu enfeksiyonları
1) Bademcik enfeksiyonu (Tonsilit)
2) Boğaz arka duvar enfeksiyonu (Farenjit)
3) Burun enfeksiyonu (Rinit)
4) Sinüzit (burun yan boşlukları yani sinüslerinin
enfeksiyonu)
Bu hastalıklar bakteriler veya virüsler tarafından
yapılabilmektedir. Beraberinde ateş olabilir ama her
zaman şart değildir. Yutkunma zorluğu, boğaz ağrısı,
lenf bezlerinde şişme (sıklıkla boyunda çene altında)
şikayetleri tonsilit ve farenjitte daha belirgin iken,
rinit yada sinüzitte ise burun akıntısı yada tıkanıklıkları
daha önde gelen belirtilerdir. Bazen bu belirtiler geniz
akıntısına bağlı boğazdan gelen irritasyon öksürüğü
ile beraber olabilir. Hangi etken tarafından oluşursa
oluşsun bu hastalıklarda 48-72 saat arası bir süre içinde
beden kendi savaşımı ile üstesinden gelebilir sadece
biraz destek tedavisi uygulanmak çoğu kere yeterli olabilecektir.
Ancak ateş çok yüksekse ve verilen doğru doz ilaca rağmen
düşmemekte direniyorsa mutlaka kan tahlili yapılmalı
ve enfeksiyonun cinsi ayırt edilmeli, eğer ciddi bir
bakteriyel enfeksiyonla karşılaşılmış ise; ilgili hastalık
bölgesinden kültür alınmaksızın antibiyotik kullanılmamalıdır.
Kültürde 48 saat sonra olacak bir üreme ile yapılan
antibiyogram sonucu enfeksiyonu yapan mikrobun cinsi
ve başlanan antibiyotiğin o mikrobu öldürmede yeterli
olup olmadığı, yetersiz ise hangi antibiyotik ile tedavinin
devam ettirilebileceği bilgisini bize verecektir. Bu
da çok mikropla doğru savaş vermekte çok önemlidir.
Başlanacak antibiyotik tedavisinde ise şu hiç unutulmamalıdır
ki uygun dozda tedavi 7-10 günden önce asla kesilmemelidir.
Özellikle bilinmesi ve asla unutulmamasını istediğim
önemli bir bilgi; pek çok virüsün de yaptığı gibi ateş,
boğaz ağrısı, boğaz veya geniz kızarıklığı, lenf bezlerinde
şişme, bulantı, halsizlik, nezle gibi şikayetler olması
durumunda bazı basit kan tahlilleri (CRP, tam kan sayımı,
(formül lökosit) gerekiyorsa ASO ve sedimantasyon vs.)
yapılarak enfeksiyonun etken cinsinin belirlenmesi mümkünken,
bunları yaptırmaksızın kafadan antibiyotik kullanımından
vazgeçmeliyiz. Zira viral enfeksiyonlarda verilen her
antibiyotik, virüslere hiç etki etmedikleri gibi bir
de bağışıklık sistemimizin önemli bir parçası olan normal
flora dediğimiz bize yararlı olan bakterileri de öldürdüklerinden
vücudumuzun savunma sistemine zarar vermektedirler.
Bir de antibiyotiklerin az dozda veya kısa süreli kullanımı
, bakterileri tam öldürmeyip şekil değişikliği yaparak
şu an varolan antibiyotiklere de direnç geliştirebilmelerine
bilinmeden yol açmaktadır. O zaman bakteri güçlenme
süresini geçirip, daha güçlü bir şekilde yeniden saldırıya
geçerek ve bizi elimizdeki tüm kozlarımızı oynamaya
zorlamaktadır.
Sinüzit e gelince çocukta 2,5 yaş öncesi pek görülmez
çünkü burunun yanındaki sinüs denilen boşluklar anatomik
olarak gelişmemişlerdir. Bu yaş sonrasında ise tanısı
gerçekten röntgen veya MR görüntüleme ile konuldu ise
antibiyotikle tedavi süresi 15-21 gün arasında olması
önerilir. Bu dönemden az kullanılan tedavi mikrobu güçlendirmekten
daha fazla bir iş yapmamış olacaktır ve de sıklıkla
hastalığın tekrarladığı görülecektir.
Orta kulak enfeksiyonu
(otitis media)
Orta kulak enfeksiyonu sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu
esnasında gelişen burun tıkanıklarının arkasından gelişmektedir.
Çoğunlukla bakteriyel etken sebep olduğundan antibiyotik
kullanımı gerekli olan hastalıklardan biridir.
Alt solunum yolu enfeksiyonu
Akciğer enfeksiyonu (zatürre)
Bronşit (obstrüktif yani tıkanması olan veya olmayan)
yol açan mikroplar sıklıkla bakteriler yada virüslerdir.
Yenidoğmuş bebekte doğumdan sonra ilk 1 ay içinde pnömoni
etkeni bakteri kökenlidir ve bağısıklık sistemi bu dönemde
daha tam güçlenmemiş olduğundan daha ağır seyretmektedir.
O nedenle 1ay ve daha küçük bir bebekte öksürük duyuluyor,
emme isteksizliği, halsizlik farkediliyorsa mutlaka
hemen bir doktorun görmesi gerekir zira bu dönemde bebekler
enfeksiyona ateşle reaksiyon vermezler. Ateş beklemeyin
doktora basvurmak icin!!!!.
Daha büyük yaş gurubu çocuklarda öksürük, hızlı nefes
alıp verme, nefes almada zorlanma, nefes almaya bağlı
yan ağrısı, özellikle alt akciğer bölgesinin tutulduğu
durumlarda karın ağrısı (ki bazen apandisit bile zannedildiği
olabilmektedir) ve ateş en belli başlı belirtilerdir.
Çekilen akciğer grafisi ve kandan bakılacak lökosit,
CRP, periferik yayma, kan sayımı, sedimantasyon gibi
bazı tahlillerle de etkenin bakteri mi virüs mü olduğu
ayırımı yapılabilmekte ve tedavi ona göre düzenlenmektedir.
Bu iki etkenden baska bir de atipik dediğimiz pnömoni
çeşidi vardır ki o da akciğer filminde tipik görüntüsü
vardir ve bu bakteri-virüs arası mikrop kandan bakılarak
test edilebilmektedir. Tedavisi ona spesifik bir antibiyotikle
yapılmaktadır
Bu arada bakteriyel olan pnömoniler haric virüs kaynaklı
olan zatürelerin tedavisin de antibiyotik kullanmaya
gerek yoktur ve balgam yumuşatıcı, nefes açıcı ilaçlarla
hastanede yatmayı gerektirmeden kimi zaman ayakta bile
atlatılabilmektedir. Bakterilerin yaptığı pnömonilerde,
hastamızın morarma, zor yada hızlı nefes alma gibi bir
durumu varsa ve oksijen tedavisi gerekli ise hastanın
hastaneye yatması gerekli olmaktadır. Ancak bazı vakada
olduğu gibi bakteriyel olmasına rağmen hastanın durumu
nefes almada zorluk göstermeyip, ağızdan alınan bir
antibiyotik ve destek tedavisi ile evde dinlenerek,
bol sıvı alımı sağlanarak da rahatlıkla iyileştirilebilmektedir.
Üriner sistem enfeksiyonu
(alt ve üst idrar yolu enfeksiyonu ve sistit denilen
mesane enfeksiyonu)
Bu hastalıklarda genelde şikayet idrar yapma esnasındaki
rahatsızlıklar (idrar yaparken yanma, sızlama, sık tuvalete
gitme) ile karında veya kasıkta ağrı, bulantı hissi,
kusma ve ateş şeklinde ortaya çıkar. İdrar tahlili ve
steril bir şekilde alınmış idrar kültürü yapılması en
gerekli olan tahlillerdendir. Tedavisinde hemen antibiyotik
başlanmalı en az 10 gün kullanılmalı ve kültür antibiyogram
sonucuna göre tedavi yönlendirilmelidir. Tedavi tam
uygulanmadığı takdirde böbrekte daha fazla probleme
yol açabileceği asla unutulmamalıdır.
BULAŞICI VEYA DÖKÜNTÜLÜ
HASTALIKLAR
Çoğu aile bana aşısı yapılmış olan kızamık hastalığını
çocuklarının ne zaman geçirecek diye soruyorlar Yanlış
bilinen bir kanıyı düzeltmek isterim aşısı yapılmış
olan hastalıkları çocuklar çoğunlukla geçirmezler yada
çok hafif geçirirler.
Döküntü yaptığı bilinen hastalıklardan çoğu, VİRÜS'
lerin yaptığı ve belli bir süre içinde sadece semptomlara
yönelik tedavi ile atlatılan ancak doktor tarafından
mutlaka takip altında olması gereken hastalıklardır.
Tüm virüslerde olduğu gibi bu hastalıklar damlacık enfeksiyonu
dediğimiz, yani ağızdan hapşırma öksürme vs. gibi havaya
virüsün bulaşmasıyla ve havanın solunmasıyla yayılır.
İçlerinden sadece KIZIL dediğimiz hastalık, Beta hemolitik
Streptokok adlı BAKTERİ tarafından yapılır. Bunun yaptığı
döküntü ağız çevresi hariç tüm vücüda yayılır ve çok
ince toplu iğnemsi birleşmiş silme vücudu kaplayan milyonlarca
noktacıktır. Koltuk altı, kasık bölgesi, dirsek iç kısımları
gibi kıvrımsal yerlerde koyu kırmızı renkte çizgiler
belirir ki bunlarda yine sadece bu hastalığa özgü tanı
kolaylaştırıcı belirtidir. En önemlisi ise kızıl mutlaka
bademcik enfeksiyonu (tonsilit) ile başlar şiddetli
ateşle birliktedir. Döküntülü hastalıklardan sadece
bu kızılda penisilin olarak antibiyotik kullanımı en
az 10 gün düzenli olarak gereklidir.
Diğer en yaygın olanı;
SU ÇİÇEĞİ' dir. Artık aşısının yaygınlaşması nedeniyle
giderek azalmaktadır.
Döküntü tarzı; önce küçük kızarıkların çıkması
ile başlar, hemen ardından içi su dolu sivilcemsi kabartılar
deride kızarık zemin üstünde belirir. Çok kaşıntılıdır
Bir sivilcemsi lezyon kabuk bağlayarak sönerken bir
diğeri çıkar. En son artık hiç taze lezyon kalmayıncaya
kadar olan bu süre yaklaşık 10 gün kadar sürer
Döküntü yeri; saçlı deri göz içi dahil vücudun her yerinde
gözlenir.
Bu hastalığın;
Bulaştırma; döküntülerin başlamasından 2 gün
öncesinde başlar sivilcemsi yeni lezyon çıkmamaya başladığı
günden 6 gün sonrasına kadar devam eder. Bu bulaşmanın
200 metre uzaklıktaki çemberde herkese uğrama olasılığı
vardır. Yani pratik anlamda en hızlı bulaşan hastalık
budur.
Tedavisinde yapılacak şey kaşıntısını alacak jel veya
losyonların ve şurupların kullanılmasıdır. Hastalığın
süresi ve şiddetini azaltacak bir tedavisi yoktur.
Bu hastalıktan sonra da düşük sıklıkta olsa da ensefalit
dediğimiz beyin enfeksiyonu geçirme riski bulunmaktadır
ve aşının yaptığı bağışıklık ile hastalığın oluşturduğu
bağışıklık arasında hiç ama hiç fark yoktur. Aşı son
yıllarda giderek artan oranda yapılmakta ve önerilmektedir.
Son yıllarda iyi aşılama nedeniyle çok daha az görmeye
başladığımız bir başka döküntülü hastalık KIZAMIK
tır. Hastalığın bir ön dönemi denilen prodromal dönemi
vardır ki bu göz yaşarması, gözlerde kızarıklık ve nezle
ile beraber ateşle başlar 3-5 gün arası sürer. Ateşin
2 pik yapışıyla beraber
döküntü; büyük kırmızı lekeler halinde başlar
ve birleşme eğilimi gösterir.
Döküntü yeri; özellikle kulak arkasından başlar
aşağı doğru yayılır kol ve bacaklara 3 günde ulaşır.
Ağız içinde de özellikle yanak iç kısmında döküntü vardır.
Bulaştırıcılığı; döküntü başlamasından 3-5 gün
öncesinde başlar ve döküntü çıkmasından sonra 4 gün
daha devam eder.
Tedavisi yoktur.
KIZAMIKÇIK özellikle
bu hastalığı geçirmemiş gebeler için gebelikte geçirilirse
düşük, ölü yada sakat doğum yapma riski olan bir hastalıktır.
Toplumda sıklıkla fark etmeden çocukluk çağda geçirilmektedir
ancak yinede tüm kız çocuklarının bu aşıyı artık olmasını
öneriyoruz. Prodromal (Ön) dönemi 1-2 gün gripal bir
durum şeklindendir. Toplumdaki kişilerin %50 si hastalığı
belirti olmadan geçirmiştir. Ateş olmayabilir.
Döküntü tarzı; orta büyüklükte birleşmeyen pembe
tek başına lekelerdir.
Döküntü yeri; yüzden başlayıp kol ve bacaklara
yayılır. Ağız içinde döküntü yoktur.
Kuluçka dönemi; 14-16 gündür.
Bulaştırıcılığı döküntü çıkmasından 1 hafta öncesinden
başlar, döküntü sonrası 10 güne kadar devam eder.
ERİTEMA İNFEKSİYOZUM
yada 5. HASTALIK
denilen hastalık direkt döküntü ile başlar. Ateş subfebril
yani 38 derecenin üstüne çıkmaz.
Döküntü şekli; yüzde belirgin birleşme eğilimi
olan, kelebek veya harita tarzında bir döküntüdür.
Döküntü yeri; yüzde kol ve bacakların dış, sürtünmeye
açık yerlerinde ve popoda görülür. Ağız içinde döküntü
olmaz.
Bulaştırıcılığı ; döküntünün çıkmasından sonraki
5-6 gündür.
EXANTEMA SUBITUM,
(ROSEOLA INFANTUM),
6. HASTALIK yada
3 GÜN ATEŞİ denilen
çok iyi huylu olan bu hastalık 2 yaşa kadar olan çocuklarda
sık görülmektedir.
Kuluçka süresi; 5-15 gündür.
Hastalık 3 gün boyunca devam eden sebebsiz ateşle başlar.
Hastalık bu nedenle 3 gün ateşi adını alır. Ateşin düştüğü
gün
döküntü; orta veya küçük büyüklükte kırmızı lekelerle
tüm vücutta aynı anda kendini belli eder. Ağız içinde
de kırmızı noktacıklar şeklinde döküntü mevcuttur.
|